MiklaLab

“İstanbul gibi çok büyük bir şehirde doğru hammaddeyi ve yemeği bulmak zor. Bu proje “en iyi ürünlerle en iyi yemeği nasıl yaparız” düşüncesiyle ortaya çıkmıştır. Yerel, taze ve iyi ürünleri bulup bunları yorumlamak… Burada en önemli olan şey yorumlamak. Geleneksel tatlara günümüz teknikleri kullanarak ve güncel yemek alışkanlıkları göz önünde bulundurarak yeni bir yaratım getirebilmek… Yerel ve doğru ürünü, doğru zamanda, doğru üreticiden almak…”


                                                                                                                         Mehmet Gürs




Anadolu, eşsiz bir coğrafya ile harmanlanmış zengin kültürlerin beşiği… 4 farklı denizi, yüksek dağları, ovaları, akarsuları olan, 4 mevsimi yaşayan bir coğrafyaya sahip. Coğrafi üstünlüğün sunduğu ürün çeşitliliğini, zaman içinde onu yorumlayan büyük kültürler ile birleştiğinde ortaya çıkan zenginlik nefes kesici bir boyutta. Bu ürünlerin ve bölge mutfağının, taze bir bakış açısıyla tekrar ele alınması gerekiyor.

Anadolu’da her yöreye özgü bir yemek kültürü, dünyanın başka hiçbir yerinde olmayan geleneksel pişirme teknikleri var. Bunların zaman ile erozyona uğrayarak yok olmasını engellemek gerekiyor. İstanbul Yiyecek İçecek Grubu, bu ürünlere yerinde ve zamanında ulaşabilmek için Anadolu’nun her köşesini karış karış gezerek araştıran bir antropoloğu, 2009 yılından beri tam zamanlı olarak bünyesinde barındırmaktadır.

“Bulunan önemli donelerin hepsini filme çekerek kayıt altına alıyoruz. Arşivlemek bizim için çok önemli. Yanımıza belli ürünlerden belli miktarda numuneler alıp İstanbul’da MiklaLab adını verdiğimiz araştırma mutfağımızda denemeler yapıyoruz. O ürünün neler sunabileceğini inceleyip, karakterini koruyarak limitlerini genişletiyoruz. Müthiş bir yaratım süreci oluyor bu denemeler. Bazen 1 – 2 ay, bazen de 6 ayımızı alıyor. ‘En iyisini’ hedeflediğimiz için titiz bir çalışma olması gerekiyor. Çıtayı hep biraz daha yukarı çekmeye çalışıyoruz.” diye açıklayan Mehmet Gürs, MiklaLab'i, yeni fikirlerin doğduğu, yaratıcılığı ve geleceği, geçmişin ışığında harmanlayan “laboratuvar” olarak tanımlıyor.